fbpx
cpm_inboxCount

yazar adı gereklidir!

göster şifre gereklidir!

şifreni mi unuttun?

yazar adı gereklidir!

e-mail gereklidir!

göster parola gereklidir!

13 + 9 =

şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdaki bölgeden şifrenizi sıfırlayabilirsiniz!

e-posta gereklidir!

girişe dön

kapat

mobbing

  • Yaklasik 5 yil cok agir mobing gormus biri olarak Turkiye de mobing kanitlanamaz...yaptiginiz herseyin yazili olmasi en onemli kanit sayiliyor...
    mobbingle alakalı bir genelge, genel geçer kurallar, sınırlar kesinlikle bir an önce belirlenmeli. Mevcut yasal düzenlemeler yetersiz. Mobbinge maruz kaldığını hisseden kesinlikle psikolojik desteğe başvurmalı, gücünün farkına varmalı ve adımlarını doğru atmalı diye düşünüyorum.
    Türkiye’de zorbalık bir çalışma biçimi…
    Bu röportaj “İnsan Kaynaklarında Yeni Eğilimler” başlıklı kitapta yer aldı

    Mobbingle ilgilenmeye nasıl ve neden başladınız? Bu konuda neler yapıyorsunuz? İş hayatından gelen biri olduğum için, iş stresini çok yakından tanıyorum ve iş, işyeri ve ilişkileri ile igili stresin ne tür hastalıklara yol açtığını biliyorum. Bu yüzden, amaç edindiğim ve çalıştığım alanlar çerçevesinde iş hayatındaki sorunların insanlar üzerindeki olumsuz etkilerini hafifletmeye, onların kendilerine yardım etmelerini sağlamaya çalışıyorum. Kendime, çalışan insanların, sorunları kendi başlarına fark etmeleri, algılamaları ve bunları çözmek için bir şeyler yapıp, ilerleyebilmeleri konusunda yardımcı görevi üstlenme yolunu seçtim. Bu yolda, hem Reiki ve EFT (Duygusal Özgürleşme Teknikleri) gibi kendine yardım yöntemleri var, hem de dikkat çekilmemiş, gizli kalan konuları ortaya çıkarmak var. Bu konulardan biri de “mobbing” yani işyerinde zorbalık, yıldırma amaçlı duygusal taciz.

    Gülcan Arpacıoğlu:

    İş hayatı, günde en az sekiz saatimizi alan, gidiş gelişiyle beraber stresi çok yoğun olan, eve geldiğimizde de stresi süren ve bütün ailenin sorumluluğunu da yüklediğimiz bir ortamdır. Bu ortam aynı zamanda tatminimizi de sağlar. Kendimizi ifade etme yollarımızı iş yerinde buluruz: başarı, üretkenlik, verimlilik, yaratıcılık ve onur duygularımızı ortaya çıkarır işimiz.

    Nasıl başarılarımız tüm ailemizi mutlu ediyorsa, stresimiz tüm sevdiklerimizi üzer, etkiler. Evdeki üzüntülerimizi ve problemlerimizi de iş ortamına taşıdığımız çok olur, her ne kadar duygularımızı bastırmayı ve içimize atmayı istesek de. İnsanoğlu, iç içe geçen rollerinin bileşimidir. Örneğin; iş yeri kişinin patron rolünü oynarken kalbindeki aşk acısını taşıdığı, fakat saklamak zorunda olduğu bir yerdir. Bir başkası iş arkadaşlarınca dışlanmıştır, takma isimle çağrılıyordur, iş yükü üçe katlanmıştır, yılsın da gitsin diye. Yani, zorbalığa uğramaktadır. Yine de evine ulaştığında bundan bahsetmek ona çok ağır gelir, orada “baba” rolünü iyi oynamak zorundadır. Birçok sıkıntı iç içedir, birbirine örülüdür.

    Ben bu nedenlerle özellikle sıkışmış, tıkanmış olan çalışanlara yardım etmek istiyorum. Nadiren bireysel anlamda oluyor bu yardım, çoğunlukla genel eğitimler verip teknik öğretiyorum ki, kendileri rahatlasınlar, işleri kolaylaşsın.
    Gülcan Arpacıoğlu ayrıca şunları belirtiyor:
    Bu “zorbalık-yıldırma” kavramlarını ortaya çıkarma amacımdaki temel nedenlerden biri de, yakın tanıdığım ve çok başarılı olmuş bir yöneticiye uygulanan zorbalık. İşini ve tüm haklarını bırakan bu kişi gibilerinin sesi olmak istiyorum. Artık bu olgunun da tıpkı “Cinsel Taciz” gibi konuşulması, kurumların ve devletin insanlara sahip çıkmasına yardım için.

    Zorbalığa uğrayan kişiyi korumak; onun kendi durumunu tanımladıktan sonra kendi çözümünü kendinin üretmesini, çözüm üretemiyorsa; bunun başına neler getirebileceğini bilmesini ve ona göre oradan ayrılıp ayrılmamaya karar vermesine yardım etmek istiyorum. Öte yandan, zorbalık eden kişi ve kişilerin de yaptıklarının acı sonuçlarının farkına varmalarını sağlamak gerekiyor.



    Türkiye’de zorbalık bir çalışma biçimi…
    Zorbalıkla ilgilenmemin temel nedenlerinden biri de, zorbalığın, yıldırma politikalarının bir sorun olarak henüz bilinmemesi. İş ortamında kelime anlamıyla, “zorbalık” var, ama Türkiye’de mobbingin, dilimizdeki şekliyle “İşyerinde Sistematik Zorbalık” ın tanımı yapılmamış henüz. Avrupa Birliği ve ABD ortalaması olarak baktığımızda; çalışanların ’sının zorbalığa maruz kaldığını görüyoruz, bu oranın Türkiye’de en az – olduğunu düşünüyorum. Çünkü zorbalık, Türkiye’de bir çalışma biçimi olarak benimsenmiş durumda.
    az önce tv haberlerde izledim bazı hastaneler hemşirelere mobıng yaparak 24 saat çalıstırıyormus ve türk hemşireler derneğine bu konu hakkında şikayetler cok fazla gelmeye başlamış .bazı ülkeler de hemşireler 4 saat calısıp birbirini dinlendiriyormuş .
    Özellikle sağlık sektöründe üstler tarafından altlara uygulanan Bir çeşit yıldırma ve yıpratma politikasıdır. Zaten yaptığımız işin zorluğu tarif edilemezken içimizdeki çalışma hevesini mesleğe olan bağlılığımizi yerle bir eder. Sonucunda ya işinden gücünden ya da akıl sağlığından vazgeçmen muhtemeldir. Ve buna rağmen mobbingi hic hir sekilde ispat edemezsin.
    google play app store